Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'nin 2002 yılında Arap ülkeleriyle gerçekleştirdiği ticaret hacminin son derece düşük seviyelerde olduğunu belirterek, ''Bugün bu rakamın 33 milyar dolara ulaştığını görüyoruz. Bu rakamı, önümüzdeki 5 yıl içerisinde 100 milyar dolara çıkarmalıyız'' dedi.
Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türk-Arap Sanayi İşbirliği Konferansı'nın açılışında konuşan Ergün, artık dünyada gümrük duvarlarının kalktığını, ekonomik ve siyasi sınırların anlamının değiştiğini kaydetti.
Ergün, bugünün dünyasında içe kapanmanın, dış dünya ile teması kesmenin, işbirliği yerine husumetten beslenmenin mümkün olmadığına işaret ederek, özellikle soğuk savaş döneminde, ülkeler diplomatik güçlerini çatışmalardan devşirmeye çalışsalar da, bu tavrın ne büyük bir yanılgı olduğunun artık kesinleştiğini anlattı.
Bugün ABD'de iflas eden birkaç finans kurumunun, tüm dünyada büyük bir ekonomik krize sebep olabildiğini dile getiren Ergün, bu nedenle, ekonomik işbirliği süreçlerinin, bölgesel ve küresel ekonomik birleşmelerin öneminin arttığını ifade etti.
Bakan Ergün, hükümet olarak, bölgesel ve küresel işbirliklerine büyük önem verdiklerine değinerek, içinde bulundukları platformları bir zenginlik olarak gördüklerini söyledi.
Türkiye'nin, Batı'nın ''kazan-kaybet'' eşitsizliğini değil, kazanırken kazandıran, hem öğrenen hem öğreten, hem alan hem de veren bir işbirliğini savunduğunu belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türk-Arap halkları olarak geçmişten gelen bir kardeşliğe, Arap dostlarımızın ifadesi ile kadim bir 'uhuvvet'e sahibiz. Milletlerin içinden ne kahramanlar ne iyi yöneticiler çıktığını biliyoruz. Yine İslam inancının bu coğrafyada ne muhteşem bilim ve medeniyet merkezleri inşa ettiğini de biliyoruz. Mekke'den, Medine'den yükselen ışığın, Şam'da Bağdat'ta, Buhara'da, Semerkand'da, Kahire'de, Kurtuba'da, Konya'da, İstanbul'da ne büyük medeniyet merkezleri oluşturduğunun farkındayız.
Geçtiğimiz yüzyılda bazı ayrılık ve gayrılıklarımız olsa da biz o dönemleri, geçmişten geleceğe giden ortak yolculuğumuzda bir yol kazası olarak görüyoruz. Bundan sonra inşallah safları daha sıkı tutacağız, birbirimizle daha çok alışveriş yapacağız, daha çok işbirliğinde bulunacak, daha fazla ortak projeler üreteceğiz.
Bu noktada İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un dönemin şartlarını göze alarak söylediği şu mısralarını bir kez daha hatırlatmakta fayda var: 'Türk Arapsız yaşamaz; kim ki 'yaşar' der, delidir. Arabın, Türk ise hem sağ gözü hem sağ elidir.''
Türkiye'nin, özellikle son 9 yılda, ekonomik, sosyal ve siyasi alanda çok önemli atılımlar gerçekleştirdiğine işaret eden Ergün, geçmişte krizlerle malul olan Türkiye ekonomisinin, artık güven ve istikrarın adresi haline geldiğini bildirdi.
Nihat Ergün, Türkiye ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 9 oranında bir büyüme gösterdiğini anımsatarak, bu yıl da yaklaşık yüzde 7,5 civarında bir büyüme kaydedeceğini ifade etti.
Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 yılı için büyük hedefler belirlediklerini dile getiren Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''2023 yılında yıllık ihracatımızı 500 milyar dolara çıkartarak, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için çok daha rekabetçi bir özel sektör oluşturmamız gerektiğini de çok iyi biliyoruz.
Önümüzdeki dönemde özellikle ARGE, inovasyon, tasarım ve markalaşma gibi alanlara özel bir önem vereceğiz. Türkiye'nin son yıllarda gösterdiği başarının en önemli nedeni, hiç şüphesiz güven ve istikrar ortamının tesis edilmiş olmasıdır.
Ekonomide ve siyasette, güven ve istikrar ortamı oluşmazsa, demokrasi çıtası yükselmezse, hak ve özgürlükler genişlemezse, hukuk devleti ilkeleri pekişmezse, o ülkede iyi, güzel ve doğru şeylerin gerçekleşmesini bekleyemeyiz.
Bunlar olmazsa, o ülkede yatırım da olmuyor, üretim de olmuyor, istihdam, sanayi ve ihracat da olmuyor. İşte bu nedenle, yeni dönemde en önemli önceliklerimizden birisi, sivil ve daha demokratik yeni bir anayasa yapmak olacaktır. Düşünceyi açıklama hürriyeti, inanç hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti tam bir güvence altında olmalıdır.''
Ergün, Türkiye'nin, özellikle son 9 yılda kazandığı her türlü bilgi ve tecrübeyi, dost ve kardeş ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu bildirerek, Türkiye'nin demokrasi tecrübesini Arap ülkeleri ile paylaşmaya hazır olduğunu kaydetti.
5 yıl içinde 100 milyar dolar ticaret hacmi...
Türkiye'nin, özellikle teşvik mekanizmaları oluşturmak, organize sanayi bölgeleri ve teknoparklar kurmak, girişimciliği teşvik etmek ve KOBİ'leri desteklemek gibi alanlarda çok başarılı olduğunu anlatan Ergün, şunları söyledi:
''Türkiye'nin 2002 yılında Arap ülkeleriyle gerçekleştirdiği ticaret hacmi son derece düşük seviyelerdeydi. Bugün bu rakamın 33 milyar dolara ulaştığını görüyoruz. Bu rakamı, önümüzdeki 5 yıl içerisinde 100 milyar dolara çıkarmalıyız. Bu artış elbette ki sevindiricidir, ancak bu rakamları yeterli görmüyoruz. Aramızdaki ticaret hacminin artmasında siyasiler ve bürokratlarımız kadar, iş adamlarımız da önemli rol oynayacaktır, oynamalıdır.
İş adamlarımızın birbirlerine gösterecekleri ilgi, siyasi ve bürokratik engellerin aşılması yönünde de bir baskı oluşturacaktır. Şunu hepimizin kabul etmesi gerekir ki, ülkelerimiz arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi, bölgemizin istikrar kazanması açısından çok önemlidir.
Bu bölgenin istikrar kazanması, ülkelerimizin gerçek potansiyelini açığa çıkarmasını sağlayacaktır. Böylece ülkelerimiz, uluslararası platformda güçlenerek, karar alma süreçlerine daha aktif katılım sağlayacak, kural koyucu, gündem belirleyici ülkeler arasına girecektir.''
Bakan Ergün, dünyanın sağduyuyu, barışı, adil gelir paylaşımını esas alan ülkelere her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu belirterek, sömürgeciliğe, ucuz işgücüne, haksız rekabete, tefeciliğe, emek sömürüsüne karşı olduklarını dile getirdi.
Sanayileşmenin, aynı zamanda girişimcilik, araştırma-geliştirme ve inovasyon gibi alanlardaki gelişmeleri de paralelinde getirdiğini vurgulayan Ergün, ''İslam dünyası olarak bilim ve teknolojide miladi 17. asırdan bu yana kaybettiğimiz zamanı geri kazanmalıyız. Ülkelerimizdeki bilim insanı ve araştırmacı potansiyelini iyi değerlendirmeli, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimiz arasında, güçlü bir işbirliği oluşturmalıyız'' dedi.
Ergün, gelişmiş ülkelerin üniversite ve şirketlerinde, laboratuvar ve araştırma merkezlerinde bilimsel ve teknolojik araştırma ve geliştirme yapan bilim insanlarının da büyük bir potansiyel oluşturduğunun görülmesi gerektiğini dile getirdi.
Bu toplantıda yapılacak sektör toplantılarının verimli geçeceğine, alınan kararların önümüzdeki dönemde hayata geçirileceğine inandığını belirten Ergün, ''Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve ev sahibi ülkenin bir mensubu olarak, ben burada alınan kararların bizzat takipçisi olacağım.
Toplantılar sonucunda kabul edilecek deklarasyon metninin ülkelerimiz arasındaki işbirliğini daha ileriye taşıyacağını, özellikle sanayi alanında somut gelişmelere zemin hazırlayacağını düşünüyorum'' diye konuştu.
SORULARI CEVAPLADI
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, ''Suriye ile Türkiye arasında geçici olarak ticaretinde ve yürüttüğü faaliyetlerde gerilemeler olabileceğini belirterek, ''Ama Suriye'de durumun kısa zamanda stabil hale gelmesi ile ticari bağlar ve diğer münasebetler hareketlenecektir'' dedi.
Bakan Ergün, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türk-Arap Sanayi İşbirliği Konferansı'nın açılışı ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.
Bir gazetecinin, ''Suriye tarafından alınan yaptırım kararların ekonomik etkilerine dair'' sorusu üzerine, ''Siyasi değişimin görüldüğü ülkeler geçici olarak kimi sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Malum, Libya'da da benzer bir durumu gördük. Şu an Libya'da durumun stabil hale gelmeye başladığını, ülkede projelerini durduran müteahhitlerin, elemanlarının işlerine yeniden döndüğüne tanık oluyoruz'' dedi.
Ergün, aynı durumun Suriye için de geçerli olduğunu vurgulayarak, ''Suriye hemen yanımızda olup bu ülke ile karşılıklı ticaretin, bağların arttığı bir dilim de gördük. Ama gelinen aşamada Suriye'nin kendi içinde karşı karşıya kaldığı sorunlar bize de yansıyor.
Biz, bu durumun geçici olduğu kanaatindeyiz. Evet, geçici olarak ticaretimizde, yürüttüğümüz faaliyetlerde gerilemeler olabilir ama Suriye'de durumun kısa zamanda stabil hale gelmesi ile ticari bağlar ve diğer münasebetler hareketlenecektir'' diye konuştu.
''Alternatifleri değerlendiririz''
Gazetecilerin, ''Suriye tarafından sınır kapısı kapanırsa Ro-Ro maliyetleri artacak gibi görünüyor. Burada alternatifler nelerdir?'' sorusunu da Ergün, ''Şu anda arkadaşlar gerekeni yapıyor. Irak kapısı şu an gündemde.
Denizyolu aynı şekilde ele alınan bir seçenek. Taşımacılıkta eğer bir sorun olursa sektörle bu konuyu masaya yatırır, alternatifleri tek tek değerlendiririz'' cevabını verdi.
Ergün, Türk-Arap Sanayi İşbirliği Konferansına ilişkin de ''Burada sektörler arasında ortaklıklar ve yatırım alanları değerlendirilecek.
Otomotiv, makine, petrokimya ve mobilya gibi alanlarda ne gibi güç birliği imkanları var, mercek altına alınacak. Konferansta gerek Araplar'ın Türkiye'de gerek Türkler'in Arap ülkelerine Türkiye'de yapabileceği yatırımlar konusunda ortak alanlar arayacağız'' dedi.