Sağlıklı Olmanın Temel Unsuru; Mikrobiyota’nın korunması ve Mindfulness Felsefesi

‘Geleceğin E Hali’nde sağlıklı yaşam için Amerika’da uygulanan ve Türkiye’de yeni kullanılan en son yöntem ‘Mindfulness Felsefesi’ açıklandı.

Kongredeki diğer en önemli konu ise sağlıklı olmanın temel unsuru; Mikrobiyota ve bu sağlığın  korunması için yapılması gereken en önemli 3 unsurun altı çizildi.

Açılışı yapıldığı ilk günden itibaren yoğun katılımın sağlandığı ‘Geleceğin E Hali’ Kongresi’nin 2’inci günüde Endokrolog Prof. Dr. Taner Damcı, ‘Yaşam Biçimini Değiştirmek, Ama Nasıl?’ isimli panelde konuştu. Prof. Dr. Damcı,yaşam biçimi değişikliği dediğimiz şey, elimize bir liste alıp, listeye göre beslenmek ya da kilo vermek için bir koşu bandı üzerinde terlemek değildir. Yaşam biçiminde değişiklik çok daha köklü olmalı. Ancak bu şekilde kalıcı olabilir. Bir diğer konuşmacı Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici ise ‘Geleceğin Mikrobiyota Hali’ isimli panelinde; mikrobiyotanın sağlığın temel unsuru olduğuna vurgu yaptı.

Sağlıklı yaşam için kökten yaşam şeklimiz değişmeli,

Günlük diyetler sadece geçici çözümlerdir…

Endokrolog Prof. Dr. Taner Damcı; ‘Şeker hastalığı, şişmanlık, hipertansiyon gibi hastalıkların birinci tedavisi yaşam biçimini değiştirmek. Bu, insanın sağlıklı beslenmesi, stresten uzak durması, iyi uyuması ve hareket etmesidir. Tabii ki bu durumlarda ilaçlar da kullanılır. İlaçlar hep yaşam biçimi değişikliğine yardımcıdır. Hekimler olarak, sağlık profesyonelleri olarak yaşa biçimi değişikliğini hastalara öneririz. Fakat bunun nasıl yapılacağı konusunda fazla bilgi veremeyiz. Bugün sunduğum konu, yaşam biçimi değişikliği nasıl yapılabilir. Yaşam biçimi değişikliği dediğimiz şey, elimize bir liste alıp, listeye göre beslenmek ya da kilo vermek için bir koşu bandı üzerinde terlemek değil. Yaşam biçimi değişikli çok daha köklü bir şey. Böyle olursa ancak kalıcı olabiliyor. Köklü değişikliği yapmak, elimize tek tek listeler alıp ve koşu bandı üzerinde terlemekten çok daha kolay ve etkili oluyor” dedi.

Mindfulness felsefesi

Amerika’da üniversitelerde  kullanılan ‘Mindfulness’ı anlatan Prof. Dr. Damcı,Bizim bu yaşam biçimini değiştirme ile ilgili 8 haftalık bir programımız var. Amerika’da bütün üniversitelerde kullanılan ‘Mindfulness’ felsefesini kullanıyorum. ‘Mindhfulness’, tıpta stres azaltmanın, insanlarda davranış değişikliğini motive etmenin en önemli ve en etkin yolu. Çok değişik alanlarda kullanılıyor. Biz ‘Mindfulness’ı Türkiye’de yaşam biçimi değiştirmek, daha sağlıklı beslenmek, daha iyi hareket etmek, stresten uzak durmak amacıyla program oluşturduk. Programın adı, ‘Cognita’. Bu programda 8 haftalık yaşam biçimi değişikliği sistemleri uyguluyoruz” şeklinde konuştu.

”Stres, bizi hatalığın kucağına iten en önemli faktör”

Stresin hayatımıza olumsuz etkisini altını çizen Prof. Dr. Damcı, ”Stres hayatımızı kısaltan, yaşamımızın kalitesini bozan, bizi hastalıkların kucağına iten en önemli faktör. Günümüzde hayatta çok yoğun bir tempo var. Stres bizim sağlımızı ekliyor. Stresten uzaklaşmanın yolu, başka bir yere kaçmak, bir tatil yerine kaçmak ve oraya yerleşmek değil. Bu hayatımızın içinde stresten korunabiliriz. Stresi daha az algılayıp, onun sağlımıza olumsuz etki etmesini engelleyebiliriz” dedi.

Tıp bütünseldir. Yalnız doktorlarla, başka sağlık profesyonelleriyle yürütülebilecek bir süreç değildir diyen Prof. Dr. Damcı, ”Bunların önemi var ama bizim işbirliği yapmamız gerekiyor. Eczacılar, doktorlar, sağlık profesyonelleri, hemşireler, diyetisyenler ve spor uzmanları; iş birliği yapmaları gerekiyor. Bu tür kongreler bunun için harika bir fırsat. Bir başlangıç olur diye düşünüyorum. Bu iş birliği bizim için büyük bir eksiklik. Bunu gerçekleştirebilirsek insanlar daha fazla katkıda bulunabiliriz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Mikrobiyota sağlık olmamızın temel unsurudur

‘Geleceğin Mikrobiyota Hali’ panelinde konuşan Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, ” Mikrobiyata bizim bağırsağımızda yaşayan bakteriler ve diğer canlılardan oluşturduğumuz ortak yaşam biçimidir. Mikrobiyota sağlıklı olmamızın temel unsurudur. Mikrobiyatamızı ne kadar koruyabilirsek ve ne kadar sağlıklı olmasını sağlayabilirsek, o kadar uzun vadede hastalıklara karşı önlem almış oluyoruz. Son 10 yıl bize şunu gösterdi ki: Mikrobiyatanın bütünlüğü zaman içinde bozulursa başta obezite, şişmanlık, alerjik hastalıklar, otoimmüm hastalıklar ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda artma olmaktadır. Bunu koruyabilmek için temel yapabileceklerimiz; normal doğumun özendirilmesi, anne sütünü beslenmeye eklenmesi, akılcı antibiyotik kullanımı ve yaşam koşullarında doğala dönülmesidir’’ şeklinde konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir