KARPUZ TARLADA KALIRKEN SOĞAN 50 LİRA OLUYOR: BU ÇELİŞKİ NEYİ ANLATIYOR?

Tarımda uzun yıllardır değişmeyen bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir yanda emeğinin karşılığını alamadığı için ürününü tarlada bırakmak zorunda kalan üretici, diğer yanda aynı ürünü marketten yüksek fiyatla almak zorunda kalan tüketici… İki taraf da aynı sistemden şikâyetçi, ancak sonuç değişmiyor.

Bizi destekleyen linkler için tıklayın,
Reklam

Reklam

Son günlerde yeniden gündeme gelen Sosyaş medyada gündem olan bu  çağrı “Kola yerine karpuz yiyin, çiftçiyi destekleyin” çağrısı aslında basit bir tüketim önerisinden çok daha fazlasını işaret ediyor. Çünkü mesele sadece karpuz değil; patates, soğan ve neredeyse tüm temel tarım ürünlerinde tekrar eden bir fiyat kırılması ve ardından ani yükseliş döngüsü.

Daha kısa süre önce 10 lira bandında satılan soğanın birkaç hafta içinde 50 liraya kadar çıkabilmesi, tarım ürünlerinde fiyat istikrarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Hasat döneminde bolluğun fiyatları düşürmesi gerekirken, tam tersine sert artışların yaşanması artık istisna değil, neredeyse tekrar eden bir kural haline gelmiş durumda.

Bu noktada klasik “arz-talep dengesi” açıklaması çoğu zaman yetersiz kalıyor. Çünkü benzer üretim ve tüketim döngüsüne sahip birçok sektörde bu denli sert ve öngörüsüz fiyat dalgalanmaları görülmezken, tarım ürünlerinde aynı istikrarın sağlanamaması ciddi bir yapısal soruna işaret ediyor.

Daha dikkat çekici olan ise tarımın yalnızca gıda üretimiyle sınırlı olmaması. Günlük hayatta tükettiğimiz birçok içeceğin ve gıda ürününün temel hammaddesi de doğrudan tarıma dayanıyor. Şeker pancarı, mısır bazlı tatlandırıcılar ve meyve türevleri, sanayi gıdasının temelini oluşturuyor. Buna rağmen bu ürünlerin yer aldığı markalarda fiyat değişimleri daha kontrollü ve öngörülebilir ilerlerken, tarımsal ürünlerdeki dalgalanma çok daha sert yaşanıyor.

Ortada net bir paradoks var. Üretici maliyetini karşılayamadığını söylüyor, tüketici ise pahalıdan şikâyet ediyor. Buna rağmen fiyatlar sürekli yukarı yönlü hareket ediyor. Aradaki farkın hangi aşamada büyüdüğü, kimlerin kazanç sağladığı ve sistemin nerede tıkandığı ise her sezon yeniden sorulan ancak net bir yanıt bulunamayan sorular olarak kalıyor.

Asıl mesele artık “çiftçi neden kazanamıyor?” sorusunun da ötesine geçmiş durumda. Ürün tarladan çıktığında düşük fiyatlı olmasına rağmen tüketiciye ulaşana kadar neden birkaç katına çıkıyor? Bu sorunun cevabı verilmeden, ne üreticinin ne de tüketicinin memnun olduğu bu döngünün kırılması mümkün görünmüyor.

Tarımda yaşanan bu fiyat paradoksu, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda yapısal bir sorun olarak masada duruyor ve çözüm bekliyor.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap