ENGELLİYE GÖRE İŞ Mİ, İŞE GÖRE ENGELLİ Mİ?

Türkiye’de “engelli istihdamı” denildiğinde kulağa ilk bakışta sosyal bir sorumluluk, hatta bir vicdan meselesi gibi geliyor. Ancak sahaya inildiğinde tablo çok daha farklı: Sistem çoğu zaman engelliyi merkeze almıyor, Engelliyi  kalıba sokmaya çalışıyor.

Bizi destekleyen linkler için tıklayın,
Reklam

Asıl soru şu: Türkiye’de engelli bireyler gerçekten kendilerine uygun işlerde mi çalıştırılıyor, yoksa iş dünyası kendi ihtiyaçlarına göre “uygun engelli” mi arıyor?

Bugün birçok işletmede engelli çalışan istihdamı, yasal zorunluluğun ötesine geçemiyor. %3 kotası dolsun diye yapılan işe alımlar, çoğu zaman bireyin yeteneği, eğitimi ya da potansiyeli dikkate alınmadan gerçekleştiriliyor. Sonuç? Masa başına oturtulmuş ama üretim sürecine dahil edilmeyen insanlar… Veya fiziksel olarak zorlayıcı işlerde çalışmak zorunda bırakılan engelli bireyler.

Yani mesele açık: İşler engelliye göre tasarlanmıyor, engelli bireyler mevcut işlere uydurulmaya ve çalışma hayatına katılıma zorlanıyor.

Oysa olması gereken bunun tam tersi. Modern çalışma anlayışı, “insana göre iş” modelini benimser. Özellikle engelli bireylerde bu yaklaşım bir tercih değil, sağlıkli sürdürülebilir bir istihtam politikası için  zorunluluktur. Çünkü her engel durumu farklıdır; her bireyin kapasitesi, becerisi ve sınırları birbirinden ayrılır.

Türkiye’de ise sistem hâlâ şu soruyu soruyor:
“Bu işe uygun engelli var mı?”
Oysa doğru soru şu olmalı:
“Bu işi bu bireye nasıl uygun hale getirebiliriz?”

Bu fark, sadece bir kelime oyunu değil; bir zihniyet meselesidir.

İşveren açısından bakıldığında da durum çok iç açıcı değil. Engelli istihdamı çoğu zaman bir maliyet, bir yük hatta dayatma veya denetim korkusuyla yapılan bir zorunluluk olarak görülüyor. Halbuki doğru pozisyonlandırılmış bir engelli çalışan, işletmeye sadakat, verimlilik ve kurumsal değer açısından ciddi katkı sağlar.

Sorun yalnızca işverenlerde de değil. Kamu politikaları da çoğu zaman niceliğe odaklanıyor: Kaç engelli işe yerleştirildi? Ama kimse şunu sormuyor: Bu insanlar gerçekten çalışıyor mu, yoksa sadece istihdam edilmiş gibi mi görünüyor?

Sonuç olarak Türkiye’de engelli çalışan olmak, çoğu zaman iki uç arasında sıkışmak demek:
Ya tamamen sistemin dışında kalmak ya da sistemin içinde ama etkisiz bir şekilde var olmak.

Reklam

Gerçek çözüm ise çok net:
Engelli bireyleri işe adapte etmeye çalışmak yerine, işleri engelli insana göre yeniden  revize etmek daha verimli ve sürdürebilir bir hale getirmekle mümkün

Çünkü mesele “engelli çalıştırmak” değil,
engelli bireyleri insanca çalıştırabilmektir.

Şu an bu sayfayı inceleyenler sayısı: 1 kişi.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap